27 Ekim 2009 Salı

DONKİŞOT VE KIZILDERİLİLER, HASANKEYFE DOKUNMAYIN EYLEMİ



Donkişot Osman Hasankeyf için yaptığı eylemde şunları söyledi;


Burada o kadar çok değer kaybolacak ki inanın yüzlerce baraj bu değeri telafi edemez. Kaldı ki bu baraj konusunda karar verenler de bu vebalin altında kalacaktır. Tarih onları kesinlikle sorgulayacak ve yargılayacaktır.


Sayın Başbakan ve bu konuda adım atanlara buradan seslenmek istiyorum. Ben kendi adıma yalvarıyorum. Gelin yapmayın geri adım atalım. Hasankeyf’e gerçekten dokunmayalım. Bu değer Avrupa’nın herhangi bir ülkesinde olsaydı gözü gibi bakardı. Bazen insanlar geri adım atmalıdırlar. Başbakan Erdoğan inatçı bir kişiliğe sahiptir. Bunu muhalefete yapsın. Hasankeyf’in kurtarılmasına yönelik çok güzel çalışmalar yapılıyor. Bu kıt imkanlarla ve her şeye rağmen Ankara’ya rağmen bu kadar mücadele edilebiliniyor. Bize rağmen her şeye rağmen Hasankeyf’e baraj yapılabilinir mi derseniz ben mümkün değil derim




Donkişot bu sefer kale kapısında yaptığı eyleminde dumanla gazetecilere mesaj vermeye çalışan bir kızılderili ile beraberdi.Doğanın maliyeti sıfırdır yazılı pankartı ve her zamanki gibi kalkanı ve mızrağıyla olan Donkişot ve kızılderililerin eylemi büyük destek gördü.

2 Eylül 2009 Çarşamba

Donkişot Iğdırda Metsamor a karşı


Donkişot;
''Dünyanın En Eski Teknolojisiyle İnşa Edilen Ermenistan'daki Metsamor Nükleer Santrali Bölgeye Ölüm Kusmaya Başladığında Çok Geç Olacak''
Donkişot Çevre Akademisi Başkanı Osman Akkuş, Iğdır merkeze bağlı Koçkıran köyü halkıyla birlikte Ermenistan sınırında açtıkları pankartla Ermenistan'daki Metsamor Nükleer Santrali'ni protesto etti.
Sembolik mızrak ve kalkanını kuşanan ve kendisine 'Dokişot Osman' lakabını veren Donkişot Çevre Akademisi Başkanı Osman Akkuş Koçkıran köyünden vatandaşlara birlikte yaptığı açıklamada, "Yakın tarihimizde meydana gelen ve dünyanın sayılı çevre felaketlerinden biri olarak anılan Çernobil faciasının izleri, acıları hala devam ediyor. 26 Nisan 1986 tarihinde meydana gelen nükleer sızıntı sonrasında Çernobil bir kez daha hatırlattı ki ekoloji sınır tanımıyor. Yani uzaklardan kalkan radyasyon yüklü bulutlar
çok geniş bir coğrafyada etkili oldu ve havaya suya toprağa ölüm olarak serpildi. Sadece Karadeniz Bölgesi'nde radyasyonun yol açtığı kanser vakaları ve ölümler binlerle ifade ediliyor. Çernobil insanlarımızı ecelsiz aldı. Metsamor pusuda ve bizler ecelimizle ölmek istiyoruz.
Hal böyle iken Ermenistan ile masaya 'Ön koşulsuz' oturacaklarını ifade eden yöneticilerimizin, bu süreci 'Olası ekolojik felaketleri' de göz önüne alarak yönetmeleri sadece Türkiye ve Ermenistan için değil, tüm insanlık adına bir kazanım olacaktır.
Azeri kardeşlerimizin hassasiyeti göz ardı edilmeden ortak bir akıl oluşturup tüm tarafların rızasıyla Ermenistan-Türkiye sınır kapısının açılması yaklaşımının öncelikle bölge halklarını olumlu etkileyeceği kaçınılmaz bir gerçektir.
Ancak Ermenistan topraklarında yer alan, Iğdır'a sadece bir adım mesafedeki 'Metsamor Nükleer Santrali' ve santralin son derece ciddi zararlarını, tehditlerini öğrenmeye, düşünmeye ve yeniden değerlendirmeye ihtiyacı vardır
" dedi
Metsamor Nükleer Santrali'nin pimi çekilmiş el bombasından farksız olduğunu vurgulayan Don Kişot Osman, "Dünyanın en eski teknolojisiyle inşa edilen Metsamor bölgeye ölüm kusmaya başladığında artık çok geç olacak ve göz göre göre gelen bu tehlikeye kayıtsız kalan herkes bu vebalin altında kalacaktır. Halen santralden insan sağlığını ciddi şekilde tehdit eden birçok radyoaktif madde sızıyor. Buna ek olarak Arpaçay ve Aras nehirlerinden çekilerek soğutmada kullanılan suyun tekrar söz konusu nehirlere
akıtılması sonucu bölgenin ekolojik dengeleri altüst olmaktadır
'' ifadelerini kullandı.
Koçkıran köylüleri sakinlerinden ve eki muhtar Sadık Azer ise yaptığı açıklamada, "Hepimizin hayatını tehdit eden bu santralin kapanmasını istiyoruz. Özellikle Sayın Valimize sesleniyorum; bununla ilgili ne yapılması gerekiyorsa bize yardımcı olsun. Ektiğimiz mahsulden yeterli verimlilik alamıyoruz. Havanlarımız ölüyorlar ve sakat doğumlar yapıyorlar. Köyümüzde kanser vakalarında artış görülmektedir. Bize sahip çıkılmasını istiyoruz. Ne yapacağımızı şaşırdık Köyümüzü Ermenilere bırakıp gidelim mi" diye konuştu.

Giresunajans ve güvengazetesinden alıntılanmıştır.