22 Ağustos 2008 Cuma

Don Kişot Datça'da


Muğla İl Özel İdaresi tarafından Muğla'nın Datça ilçesinde 2 bin 400 yıllık yel değirmenini restore ettiren 71 yaşındaki İngiliz arkeolog Prof. Dr. Oric Pyotr Vladamir L'von Basirov'a Roma döneminden kalan değirmenin duvarının kaçak olduğunu gerekçe göstererek 16 bin YTL para cezası kesilmesi ve ayrıca duvarın da yıkımına karar verilmesine tepki gösteren "Don Kişot" 53 yaşındaki Osman Akkuş Bodrum'dan gelerek Karaköy eski muhtarı Halil Kaya'ya sembolik olarak değirmenin anahtarını verdi.Giydiği kıyafeti, mızrağı ve zırhıyla yerli Don Kişot Osman Akkuş dikkatleri çekerken, yaşanan olayla ilgili olarak da şunları söyledi: "Buranın haberini okuduğumda ve izlediğimde dehşete düştüm. İroni olmuş tam Aziz Nesin'lik. Elin İngiliz'i gelmiş benim topraklarımda bulunan dünya mirasının listesine girmesi gereken anıt eseri tadilatını yaptırmış ve kendisi bir arkeolog konuya çok hakim. İl Özel İdare tarafından duvarının kaçak olduğu için yıkımına karar vererek 16 bin YTL para cezası kesti. İşte bu benim için Aziz Nesinlik. Basirov'a teşekkür edip plaket vereceğimize para cezası veriyoruz. Yani kendimizi dünyaya güldüreceğiz. Bu anlamda değirmenin anahtarını muhtarımıza teslim ederek durumu protesto ediyorum" şeklinde konuştu.Karaköy eski muhtarı Halil Kaya'da, "Ben bu durumu Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'a duyurmak istiyorum. Burası tarihi bir eski bir eser. Yıkılmak üzereyken alıp standartlar uygun tadilat yaptı. Buradaki mevcut duvar eskidende vardı. Denizden gelen dalgalar bu duvarı tahrip etti" dedi.Öte yandan Azerbaycan asıllı ve aynı zamanda kont olan Londra Üniversitesi İngiliz arkeolog Prof. Dr. Oric Pyotr Vladamir L'von Basirov'un şimdi İngiltere'de olduğu öğrenildi. 100 bin dolara satın aldığı değirmeni 200 bin YTL harcayarak restore eden Basirov'un değirmenini yılda ortalama 10 bin turist ziyaret ediyor.

4 Ağustos 2008 Pazartesi

Ortaköy Meydanın da Helva

Türk örf ve adetlerine göre ölenlerin ardından dağıtılan helva, dün 1 Haziran'da yürürlüğe giren yeni TCK için kavruldu. Helvayı Ortaköy Meydanı'nda bir masa kuran Don Kişot lakaplı Osman Akkuş pişirdi. Helva, çevredeki vatandaşlar ve gazetecilere dağıtıldı. Don Kişot atına da helva yedirmeyi ihmal etmedi.

3 Ağustos 2008 Pazar

Nato ya Protesto


Don Kişot gibi giyinerek atla Topkapı Surları'nın önüne gelen Osman Akkuş, NATO karşıtı eylem yaptı. “NATO Karşıtı Birlik” üyesi Osman Akkuş, Don Kişot gibi giyinerek at üstünde Topkapı Surları'nın önüne geldi.
“İstanbul NATO'ya kapılarını kapatıyor” kampanyası çerçevesinde sembolik bir eylem gerçekleştirdiğini ve Topkapı Surları'nın kapısını kapattığını söyleyen Akkuş, İstanbul'da NATO üyesi ülkelerin temsilcilerini görmek istemediklerini belirtti.
Akkuş, “Eski adı Romanos ve sonraları Topkapı diye anılan bu kapı, denetimim altındadır. İşgalcilere, katillere ve işbirlikçilerine bu kapıdan geçit yok” dedi.
Akkuş, İstanbul halkından da kentin diğer kapılarını tutmalarını istedi.
Elindeki kalkanda “İşgalciler kaybeder”, açtığı pankartta ise ”ABD Ortadoğu'dan defol” yazan Osman Akkuş'un eylemine müdahale etmeyen polis, gösterisini çabuk tamamlaması konusunda uyarıda bulundu.
ABD'nin müdahalesini engellemek amacıyla “canlı kalkan” olarak Irak'a da gittiği bilinen Akkuş, çevredeki vatandaşlarca alkışlarla desteklendi.

Köksal Toptana Mesaj


Cumhurbaşkanı Vekili ve TBMM Başkanı Köksal Toptan, Turizm ve Çevre Gazetecileri Derneği (TURÇEV) üyelerini kabul etti. TURÇEV Başkanı Alican Atay, Kayseri’de düzenleyecekleri, 1. Uluslararası Medya ve Çevre Buluşması etkinlikleri hakkında Toptan’a bilgi verdi. Heyette yer alan Kızılderili kıyafetli Osman Akkuş ise Kızılderili Şefi Seattle’in 150 yıl önce beyaz adama yazdığı; “Suya, toprağa ve havaya sahip çıkılmasına” ilişkin mesajının yer aldığı temsili mektubu Toptan’a sundu. Toptan, “Meclisimiz çevre konusuna son derece duyarlıdır” diye konuştu.

Çevreci gazeteciler örgütlendi

Öze dönüş mücadelesi bu coğrafya da gündeminin üst sıralarına gelmedikçe

ekonomiden sanata,bilimden çevre ve insan haklarına, kısaca hayatın her alanında çözümsüz sorunlarla ve acılarla yaşayacağız. Çünkü bu coğrafya da ülkeler, halklar, insanlar birbirlerinden bilinçli bir şekilde yalıtıldı, birbirlerine,kendilerine yabancılaştırıldı... Toplumlar kültürlerinden, sanatından kısacası kökünden özünden uzaklaştırıldı…"
Yukarıda okuduklarınız Avrasya Çevre Akademisi bünyesinde kurulan Kültür, Sanat ve Çevre Gazetecileri Derneği'nin sunuş bildirgesiydi.


“Marmara’da balık tükendi, Açlık kapımızda, Çesmelerden su içilmesi yasaklandı, Havada oksijen kalmadı…” ya da “Boğuluyoruz! Hava kirliliğinin sorumlusu!..” gibi başlıklara sıkca rastlıyoruz. Son yılların gündemindeki çevre sorunlarına yaklaşimımız maalesef böyle bilimsellikten yoksun, sansasyonel yada magazinsel!
Öte yandan “Kültür ve Sanat” denildiğinde aklımıza neler gelir? Öz kültürümüz mü çagrisim yapar yada Anadolu coğrafyasına yüzyıllar boyu nakış,nakış işlenmiş sanatımız mı? Yoksa… Biri bizi gözetliyor mu cidden?

Basın yayın organlarımızın Kültür ve Sanat konularına da yaklaşimı, bakışı ve işleyişi maalesef pek iç açıcı değil... Son yıllarda medyada yaygınlaşan ‘televole’ anlayışı kitleleri öz kültürlerinden gün be gün uzaklaştırırken, milli kimliklerimiz, geçmişimiz adeta erezyona uğradı…Uğratıldı…


Kültür Sanat ve Çevre Gazetecileri Derneği; işte tam da yukarıda vurgulanan kaygılardan yola çikarak ahlak,dürüstlük, adalet,eşitlik gibi kavramlar bir yana bilimsel olarak da gelecek kuşakların yaşam hakkına ve köklerimize “neden” sahip çıkılması gereğinin altını çizmektedir…

AMACIMIZ ; Çevre bilincinin ve Anadolu coğrafyasının öz kültürlerinin ülkemizde daha da anlaşilır ve kapsamlı bir biçimde yaygınlaştırılmasını sağlamaktır…
Derneğimizin destekcisi ve çizgi yoldaşı Açık Gazete'de siz çevre dostlarıyla her iki haftada bir buluşacağız...
Sağlıcaklakalın...
Don Kişot 19 Ocak 2005 (açık gazete)

Osman Akkuş Barışı üzdüm, savaş çıktı

Heredot “insanın kaderi ruhunda yatar” der... Bu sözler insanların ecelleriyle öldüğü zamanlara ait elbette..
Günümüzde ise hiç kimse ruhuyla yön veremiyor kaderine!..
Hiroşima,da Nagazaki,Bosna ve Bağdat da ölen hangi çocuğun kaderiydi ecelsiz ölüm..? Taş yontarak silahlanmaya başlayan insanoğlunun günümüzdeki geldiği son nokta; insan da dahil tümüyle canlı yaşamın kitle imha silahlarının ağına düştüğü gerçeğidir...

“Aşşağılık komleksi” insan ruhunu acı içinde bırakır. Bir insan bu komplekse kapılmaya görsün ruhu bu duygunun baskısı altında küçülmenin ızdırabıyla tüm enerjisini bu “aşşağılık kompleksi”ni yenmeye harcar...İçsel mücadele gücü olamayan biri ise ; “yıldızların ötesinden mesajlar alıyorum”diye saçmalar ve ülkeler işgal eder katliamlar,soykırımlar yaptırır..

Söz konusu işgallerin.katliamların zeminini oluşturmak,dünya kamuoyunu bu cinayetlere hazırlamak,ortak etmek de elbette bir kısım medyanın görevi!
Nasıl mı?..

Öylesine bir yalan haber bombardımanına tutuluyoruz ki , beyinlerimiz de adeta

bölüp ,parçalayıp bir ülkeyi neredeyse “hadi bizde girelim o ülkeye”der hale getiriliyoruz...
Örnek mi?..

Mesela bir gün canlı yayınların birinde desem ki “Güney Türkiye de şu nedenlerden ötürü........” yada “lakin Güney Türkiye de” vs vs.....o andan itibaren tv nin telefonları kilitlenir...”Ne saçmalıyo bu adam” diyerek ne bölücülüğüm kalır nede vatan hainliğim...

İşte zurnanın son deliği bu olsa gerek

Canlı yayınların neredeyse tümündeki (sözde uzman) konuşmacılar ve haber spikerleri ısrarla “Kuzey Irak” der dururlar... Kimseden tek bir “çıt” çıkmaz!..

Bahsi geçen yer daha geçenlerde işgal edilene kadar komşumuz Irak ın Kuzeyi değilmiydi? Ne zaman Kuzey Irak oldu?

“Güney Türkiye” demek ne kadar sinerse içimize Irakın kuzeyini “Kuzey Irak” diye anmak o kadar sinmeli...

Uzman enflasyonu yaşadığımız şu günlerde kanal kanal “dolaşır”lar,“konuşur”larmış “Uzman”larmış... Hadi canım sende...

G.Kore ve K.Kore yi kanıksadık da K.Irak tuzağına aman ha düşmeyelim...Anılan yer Irakın Kuzeyi ve temennim sonsuza değin öyle de kalması...

İşte bir kısım iliştirilmiş medya burda giriyor devreye. Aylar , yıllar öncesinden maaş aldıkları efendilerinin hazırladıkları bültenleri kendi kamuoylarına ezberletirerek beyinlerimizi işgale,katliama seyirci kalmaya hazır hale getiriyorlar...Haberleri imbiğimizden geçirmeden “vay be şu Saddam da” veya “ulan bu Araplar var ya” diye söze başlamamızın nedeni Akıl ve vijdan tutulmasından başka ne olabilirki.?

Amerikalıların ünlü bir atasözü şöyle der; “kim yağmurcu gibi davranıyorsa,bilin ki kuraklığında sorumlusu o dur” Tüm zamanların “en yağmurcu”su ,kompleksli Bush un şahinleri Irak operasyonuna şu ismi vermişti “Şok ve Korku” ...

Bir gün “Barışı Üzdüm Savaş Çıktı” dememek için ,yıllardır “bir şey yapmalı” diyen Cahit Berkaya kulak verip bir şey yapalım...Mesela;köylerine düşen bomba sonrasında gelen ABD li ajanları yumurta ve taşlarla topraklarından kovan Ş.Urfalı köylülere el verelim..5 Nisanda yine mahkemeleri var..Orada olmak ve köylülere yalnız olmadıklarını hissettirmek ,emperyalistlere inat dayanışmak “bir şey yapmak” değilde ne.?

Bombanın düştüğü Viranşehire bağlı B. Mirdesi köyüne ziyarete gittim.. Uzaklarda ki B.Mirdesi de sordum “nasıl oldu da hepimizi hayrete düşüren bu cesareti gösterebildiniz?..” Aldığım cevap Bush a yanıt dı aslında “onlar bize gavin garpiz atii yoo , fize attii...Bizde onlara Şoh ve Gorki yaşattıkh”

Siz çok yaşayın emi B.(yürekli) Mirdesi liler...
Işık ve Sevgiyle

13 Şubat 2005 Osman akkuş (açık gazete)

Karadeniz'in Don Kişot'u finali Samsun'da yaptı


İlginç eylemleriyle tanınan "Don Kişot" lakaplı Osman Akkuş, kanserden ölen Karadenizli sanatçı Kazım Koyuncu anısına 10 yaşındaki oğlu Oğulcan ile Hopa'dan başlattığı "Ecelsiz Ölümün Adı Çernobil Yürüyüşü"nü 24 gün sonra Samsun'da bitirdi.
Daha önce Irak savaşını, NATO Zirvesi'ni, Şanlıurfalı köylülerin mahkemesini çeşitli etkinliklerle protesto eden Osman Akkuş, son olarak Karadeniz'de artan kanser olayına dikkat çekmek için Hopa'dan Sinop'a kadar yürüyüş başlattı. 6 Ağustos'un Hiroşima'ya atom bombası atılmasının yıldönümü olması dolayısıyla Sinop Amerikan üssünde çeşitli eylemler yapmak isteyen Akkuş, yürüyüşünü Samsun'da bitirerek otobüsle Sinop'a geçti.
Sinop yolculuğu öncesinde Çiftlik Caddesi Süleymaniye Geçidi üzerinde eylem yaparak Çernobil'in etkilerinin Karadenizli'den saklanmasını protesto eden Akkuş, elindeki mızrağıyla radyasyon konusunda Karadenizliler'in hiç uyarılmadığını söyledi. Akkuş, "Radyasyon soluyoruz. Radyasyonla yatıp radyasyonla kalktık. Çernobil kazaydı. Etkileri yıllardır bizden saklandı. Biz erken tanı merkezi istiyoruz. Biz ne kadar soluduk bunu bilmek istiyoruz. Çocuklarımız da kanser olacak mı? Karadeniz'in insanı diken üstünde" diye konuştu.

DONKISOT CEVRE AKADEMISI

Bir insana dokunmak

Bir insana dokunmak, onu anlamaktir.
Bir insana dokunmak, evrenin yuregine dokunmaktir…
Bizim cevrecilerin ayaklari yere basmiyor. Sayet bassaydi cevreyi kulturden ve kulturun ureticisi insandan soyutlamaz ve sadece tarimda yasanan sefaletten dolayi bile, yeri gogu birbirine katarlardi.
Ama nerede.
Onlar bu ulkeye Greenpeace gibi bu cografya ya yabanci orgutlerin, Alman Yesillerin gozluklerinden baktiklarindan sadece Anti-Nukleercilik le yâ da kisa sortlarla Ege ve Akdeniz de Kaplumbaga (Caretta caretta) pesinde kosmakla bu ulkede guclu bir cevre hareketi olacagini saniyorlar.. .
Yanilgi icindeler!
6 bin yil once ilk evcillestirilmis bugdayin,ilk tarim denemelerinin yapildigi Anadolu cografyasi (ki bir zamanlar Balkanlarin ve Ortadogu’nun et ve tahil ambari idi) bugun et ve bugday ithal ediyor.! Kulturel kopusun, yabancilasmanin somut orneklerinden biri olan tarim da yasanan bu sefalet ve icler acisi son durum ve ozellikle ekolojik kayiplar, tahribatlar sonucunda yerinden yurdundan goc edenler gostermistir ki; Insandan soyut bir cevrecilik anlayisi yasamla bag kuramiyor!
“Bir insana dokunmak, onu anlamaktir.
Bir insana dokunmak, evrenin yuregine dokunmaktir”... Anlayisindan yola cikarak daha uzaktakilere de dokunmak,anlamak –anlasilmak- icin DONKISOT CEVRE AKADEMISI bunyesinde http://www.cepecevre.com/ adli bir haber portali olusturduk…

Lutfen bizimle iletisime gecin,bolgenizdeki, yorenizdeki olasi ekolojik sorunlari, haberleri bize ulastirin. Ki soz konusu sorunlari 100 binler okusun, paylassin.

Merhabalar
Bildiginiz gibi; yillardir Donkisot ca ve salt insan ust kimligimle arsinladim bu cografya yi, ayak izlerimde biriken yagmur damlalari yoldasim oldu cogu zaman…Bazen goge yukselen agitlar, bazen de bir cali kusu yarenlik etti yollarima…Onca yasanmislik ve taniklik beraberinde buruklugu, kirilganligi ve kacinilmaz olani yani; kuskunlugu de getirdi elbette… Belki de soz konusu bu burukluk ve yasamin kendine olan kirilganliklariydi beni yollara atan… Ancak bu gunlerde Ankara da yerlesIk bir seylerin temellerini atarak Donkisot Cevre Akademisi’ni kurduk… Yolu bu yone dusen insan ve yasam sevdalisi dostlarimiza, akademi de sevgi sicakliginda bir yudum cay ikram etme firsatini kacirmayacagiz elbette

IsIk ve sevgiyle Osman Akkus (ya da bilinen adiyla yerli Donkisot)

Donkisot Cevre Akademisi;
Konur Sok. 11/2 Kizilay-Ankara
Iletisim numaralari; 0 312 417 70 25 – 417 70 29
E-posta; cepecevre@yahoo. com

Endipnot; dostlar lutfen bu iletiyi sevdiklerinize, deger verdiklerinize ulastirin…

Tunceli de Baraj Eylemi




7. Munzur Kültür ve Doğa Festivali etkinliklerinin son gününde Festival Komitesi tarafından düzenlenen "Başka enerji mümkün, başka Munzur yok" yürüyüşüne Tunceli Belediye Başkanı Songül Erol Abdil, Belediye Başkan Yardımcısı Mustafa Taşkale, Donkişot Osman lakaplı ünlü çevreci Osman Akkuş, çeşitli illerden gelen Tunceli Dernekleri Başkanları ve çok sayıda kişi katıldı.
Cumhuriyet Caddesi'nde başlayan yürüyüşte sık sık "Dersim onurdur onuruna sahip çık. Munzur özgür akacak. Yaşasın halkların kardeşliği"sloganları atıldı.
Dikilitaş Köprüsü yanındaki Munzur Çayı kenarına kadar devam eden yürüyüşün ardından bir konuşma yapan İstanbul Tuncelililer Derneği Başkanı Haşan Şen, Munzur'un üzerine yapılacak barajlarla Tunceli doğasının sulara gömülmek istendiğini ileri sürerek, "Bizler yüzyıllardır doğayla barışık yaşayan insanlarız. İnsanlığın Dersim'in, Munzur'un üzerine yapılacak barajlara ihtiyacı yoktur" dedi.
Daha sonra söz alan çevreci Osman Akkuş ise, "Buraya baraj yapmak isteyenler buranın kültürüne tahammül etmeyenlerdir" diye konuştu. Konuşmaların ardından hep bir ağızdan türküler söyleyen grup daha sonra dağıldı.

Donkişot İncirlik'te




Adana'da, Donkişot kıyafeti giyip eline mızrak ve kalkan alan bir kişi, atıyla geldiği İncirlik'te tek kişilik eylem yaptı.
Önce kiraladığı at arabasıyla merkez Yüreğir İlçesi İncirlik Beldesi girişine gelen eski gazeteci Osman Akkuş (47), burada arabadan kurtardığı ata binerek İncirlik girişine hareket etti.
Bu sırada at, yolundan şaşarak önce boş bir arsaya girdi. Ürken atı sahibi güçlükle geri çevirerek eylemin başlamadan bitmesini önledi. At sahibinin yardımıyla İncirlik Beldesindeki jandarma kontrol noktasının yanına kadar gelen Akkuş, burada jandarmadan müsaade alarak basın açıklaması yaptı. İlginç kıyafeti ve elindeki mızrak ve kalkanla dikkat çeken Osman Akkuş, D-400 karayolundan araçlarıyla geçen vatandaşların da ilgi odağı oldu.
Donkişot Osman, burada yaptığı açıklamada, İncirlik'in ABD ve İngiltere tarafından paylaşılamadığını, Irakta aranan nükleer silahların gerçekte İncirlikte saklı olduğunun CNN ve The Guardian Gazetesinde yayınlanan haberlerle açıkça ortaya çıktığını belirterek, "Ortadoğuyu buradan yönetmekte ısrarlı ABD, İncirlik'i 2. Guantanamo yapma peşindedir. AB ülkelerinden bazıları bizi alıp almamayı kendi kamuoylarının insiyatifine terk etme eğiliminde olduklarını ve bu konuda referanduma gidileceğini söylerken, İncirlik'i uluslararası anlaşmalar dışındaki ABD özel talepleri için neden referanduma gidilmez? Biz kimiz, sadece oy atan sonra kabuğuna çekilen böcekler miyiz? Yoksa Atatürk'ün dediği gibi egemenlik kayıtsız şartsız milletin mi hala? Mevcut hükümet sabrımızı sınıyor. Çevreciler neredesiniz? Yüzlerce nükleer santralden de beter ölümcül nükleer silahlar tam burada" diye konuştu.
Açıklamanın ardından jandarma komutanı, şahıstan kimlik istedi. Kimlik kontrolünden sonra bu defa sivil güvenlik ekipleri, Osman Akkuş'u sorgulamak üzere olay yerinden uzaklaştırdı.

Dolunayda düşen bombaları gördüm

Bağdat'taki bombardımanda, 500 metre uzağına bomba düşen canlı kalkan Osman Akkuş yaşadığı dehşeti SABAH'a anlattıBağdat'ta bir elektrik tesisinde kalan canlı kalkan Osman Akkuş, yaşadığı Bağdat cehennemini anlatırken dehşeti yaşıyordu. İşte Akkuş'un anlattıkları "Pencereden dolunayı izliyordum. Birden dolunayın önünden geçen iki hayalet uçak gördüm. İki bomba, 500 metre yakınımıza havada süzülerek düştü.Bombaların, içinde üç canlı kalkanın da kaldığı rafineriyi vurduğunu düşündüm. Sirenler çalmaya başladı. Hemen dışarı fırladık. Canlı kalkanların bir kısmı Iraklı yetkililerin yönlendirmesi sonucu sığınağa doğru koşuyordu. Ben iki arkadaşımla Dicle Nehri'ne doğru kaçmaya başladım. Rafinerinin yan tarafında bulunan askeri tesisler vuruldu. Rafineri alev topuna dönerek yanmaya başladı.SIĞINAKLAR YETERSİZFüzelere karşı uçaksavar ateşi açıldı. Rafinerideki yangına bir süre sonra müdahale edildi ve söndürüldü. Yaklaşık 2 saat sonra bombalama sona erdi. İsabet alınan askeri tesiste bir kişinin öldüğünü duyduk." Akkuş Bağdat'taki durumu da şöyle anlatıyor "Elektrik santralinden çıktığımda Bağdat, bir hayalet şehir görünümündeydi. Paniği atlattıktan sonra ilk düşündüğüm, 'İnşallah sabaha çıkarız' oldu." Iraklılar'ın modern sığınaklar inşa ettiğine dikkat çeken Akkuş, "Yerin altına kazılmış, 50 kişinin kalabileceği suyu tuvaleti ve yiyecek stoku bulunan sığınaklar var. Ancak 6 milyonluk bir şehir için yeterli değil."Bağdat Ekspresi durduIrak savaşı, yaklaşık 1.5 yıldır Bağdat-Gaziantep seferini yapan Bağdat Ekspresi'ni de durdurdu. Bağdat Ekspresi'nin seferleri iptal oldu. Irak Demiryolları'na ait tren, her Perşembe Bağdat'tan Gaziantep'e geliyor ve bir sonraki gün Bağdat'a hareket ediyordu. Yolcularının çoğunluğunu akraba ziyareti yapan veya ticaret amaçlı seyahat eden Musul ve Kerküklü Türkmenler'in oluşturduğu Bağdat Ekspresi'ne talep savaş tehlikesi nedeniyle son günlerde azalmıştı

**CANLI KALKAN OSMAN**

**CANLI KALKAN OSMAN**
istanbuldan gelip bağdat'a koşan,
bombalar altında sipere yatan,
ıraklının acısını yüreyinde yaşayan,
şebin kara hisarlı bir canlı kalkan.

çocuk katledilirken ben yatamam diyordu,
o anı hatırlayıp gizliden ağlıyordu,
her uçak geçişinde havaya fırlıyordu,
şimdi bomba yağacak insan ölecek diyordu.

kitap yazmak için mardin'e gelmişti,
yer olarak bir mağara seçmişti,
her insan sevdiği kadar yaşar demişti,
onun insan sevgisi beni etkilemişti.

gazeteciydi o hemde çok yaman,
zalimin zülmüne vermedi aman,
selamettin, faruk, erdoğan,osman,
ırak işgal edilsede onlar kahraman,

a.vahap altay 20-7-2003

Don Kişot’un Hasankeyf protestosu




‘Don Kişot’un Hasankeyf protestosu
Irak Savaşı, ABD üsleri, enflasyon, NATO politikalarını protesto eylemleriyle tanınan ‘Don Kişot’ Osman Akkuş, Hasankeyf’teki tarihi eserlerin taşınmasını protesto etmek amacıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı önünde gösteri yaptı.



ANKARA - “Zulu kabilesinden büyücü arkadaşı” olarak tanıttığı kişiyle, Bakanlığın Ulus’taki binasının önüne gelen Akkuş, “Hasankeyf’e Dokunma... Doğanın Maliyeti Sıfır Değildir” yazılı pankart açtı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Hasankeyf’in sular altında kalmayacağı ve oradaki tarihi eserlerin taşınacağı” yönünde açıklaması olduğunu kaydeden Akkuş, taşınmaz kültür varlıklarının, ‘bulundukları yerlerde korunmaları’nın esas alınması gerektiğini söyledi.Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkililerinden bu konuda duyarlı olmaları talebinde bulunan Akkuş, “Bu konuda birinci derecede muhatap olan Sayın Bakan ne yazık ki uykudadır. Biz de bu Bakanlığın üzerindeki büyüyü bozmaya geldik” dedi.Şort üzerine sazdan etek giyen, çıplak ayaklı “temsili büyücü”, “iksir” olduğunu söylediği elindeki şişedeki “sirkeyi” ilginç dansı eşliğinde Bakanlığın çevresine döktü.“BAKANLIĞIN ÜZERİNDE KUVVETLİ BİR ‘UYKU BÜYÜSÜ’ VAR”Üşüdüğü gözlenen ve eyleminin sonunda ev terlikleri giyerek şala bürünen temsili büyücü, Bakanlığın üzerindeki büyüyü bozduğunu, ancak bunun çok kuvvetli bir “uyku büyüsü” olduğunu söyledi.İkilinin ilginç protestosunu bakanlık çalışanları da pencerelerden izledi.

Donkişot Protestoya Devam Ediyor



Tencere kapağından kalkanı, tahtadan yaptığı mızrağı,atı,protestoları ile medyada yer bulan Donkişot lakaplı Osman Akkuş, kendini şöyle anlatıyor "kafama yatmayan her şeyi protesto ederim" Neleri protesto ediyor?
Tencere kapağından kalkanı, tahtadan yaptığı mızrağı,atı,protestoları ile medyada yer bulan Donkişot lakaplı Osman Akkuş, kendini şöyle anlatıyor "kafama yatmayan her şeyi protesto ederim" Neleri protesto ediyor? Osman Akkuş medyatik olarak ilk kez, 2003 yılında TBMM'nin Irak'a asker göndermeyi oyladığı günlerdeki protestosu ile karşımıza çıktı. Donkişot Osman; atı, mızrağı ve kalkanı ile Meclis Parkı'nda Hem Türkiye'nin, hem de dünya medyasının gündeminde yer aldı. Bu medyatik tanınmadan sonra Donkişot alışılmadık protesto yöntemleri ile sık sık gündemde kalmaya devam etti. Akkuş İncirlik üssünden havalanan keşif uçaklarının ne getirip ne götürdüğünü bilmediklerini söyleyerek, insanlarımızın kimyasal, biyolojik ve bomba tehlikesi ile yaşadığını iddia edip,Amerika'nın İncirlik'i üs olarak kullanmasını da protesto etti. Munzur'da baraj yapılmasının bir doğa katliamı olduğunu savunarak Tunceli'deki protesto mitinglerinde yer aldı. Dünyanın gözünün İstanbul'da olduğu NATO zirvesi günlerinde Nato üyesi ülkelerin temsilciliklerini de İstanbul'da görmek istemediğini belirtti. Donkişot lakaplı Osman Akkuş, bunların yanı sıra, Mardin'e Irak'tan radyasyonlu hurda getirilmesini de protesto etti. "Aklıma yatmayan her şeyi protesto ediyorum" diyen Osman Akkuş'un son protestosu ise Türkiye'nin ekonomisi ile ilgili oldu. Sırtına aldığı bir küfe ile DİE (Devlet İstatistik Enstitüsü) önüne giden Akkuş'a bu kez Donkişot eserinde yer alan donkişotun vazgeçilmez arkadaşı olan Sanco Panço da eşlik etti. Sırtına aldığı boş küfeyi yetkililere gösteren Donkişot, DİE yetkililerinden 4 bin 900 dolar olarak açıklanan milli gelirden kendi payına düşeni istedi. Donkişot önümüzdeki günlerde de Amerikalıları yumurta ile kovalayan Urfalı köylülerin mahkemesine katılarak köylülere destek vereceğini belirtti.

'Don Kişot Osman' Diyarbakır'da

Atı, kalkanı ve mızrağıyla Diyarbakır'a gelen 'Don Kişot' lakaplı Osman Akkuş, Genelkurmay Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada kullanılan 'sözde vatandaş' ifadesini eleştirerek, 'Bu ülkeyi birlikte inşa ettik. Özde vatandaş arayanlar Sarıkamış'a bir göz atsın' dedi.Ankara, Adana ve Urfa'da eylemler ardından Diyarbakır'a gelen Osman Akkuş, atı, kalkanı ve mızrağıyla birlikte AZC Plaza önünde bir açıklama yaptı. Çevre-dekilerin yoğun ilgisiyle karşıla-şan Akkuş'un eylemine, DEHAP yöneticileri de destek verdi. 'Kardeşlerim, bakmayın sarı saçlı olduğuma, ben Asyalıyım, Afrikalıyım' diyerek açıklamasına başlayan Akkuş, 'Bir yanım Kürt, bir yanım Laz, Çerkez'im aynı zamanda. Bosnalıyım, Iraklıyım. Aleviyim, Sünni' yim ya da Süryani, ne fark eder ki?' dedi.'Ülkeyi birlikte inşa ettik'Genelkurmay Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada kullanılan 'sözde vatandaş' ifadesine yönelik eleştirilerde bulunan Akkuş, 'Çanakkale geçilmediyse bunda sizin payınız büyük. Ya Sarıkamış? Özde vatandaş arayanlar Sarıkamış'a bir göz atsın. Biz orada eksi 40 derecede, donmamak için birbirimize daha bir sarılmıştık. Sarıkamış'ta yatan 90 bin insanımız birbirlerine sarılı vaziyette şehit oldu. Bu ülkeyi birlikte inşa etmiştik' dedi.Anadolu'nun bir mozaikler bütünü olduğuna işaret eden Akkuş, şunları söyledi: 'Bu mozaikten, bu bütünden tek bir çakıl taşının eksilmesi dahi mozaiği tümüyle etkiler. İşte bunun bilinci ile, gelin bu mozaiğe sahip çıkalım. Vatandaşlığın 'özde' ya da 'sözde' diye bir tanımlanması olamaz. Vatandaşlığın özü, sözü olmayacağı gibi, uzun lafın da kısası olmaz. Uzun laf uzun laftır, kısaca, yaşasın halkların kardeşliği!'Akkuş'un açıklaması, çevredekilerin 'Biji Bıratiya Gelan/Yaşasın Halkların Kardeşliği' sloganlarıyla sona erdi.

'Don Kişot Osman' Erzincan'da...


Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı güzergahının Ardahan ve Sivas arasında kalan kısmında, ekolojik envanter çalışması yapmak için Erzincan’a gelen "Don Kişot Osman" lakaplı Osman Akkuş yaptığı açıklamada, Iraklı direnişçilerin sağduyulu olması gerektiğini söyledi.
Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) ve müttefik güçlerin Irak’a yaptığı operasyon öncesinde Irak’a giden ve savaş sırasında güney Bağdat’taki Muhattat El Kehribari Elektrik Santrali’nde 41 gün canlı kalkan olarak kalan 16 Türk’ten biri olan Osman Akkuş (47), Irak’a, Irak halkının sesi, soluğu olmak için gittiklerini belirterek şunları söyledi:
"Buradan Irak’ta kurtuluş mücadelesi veren direnişçilere sesleniyorum. Başta Türkler olmak üzere, oraya 3-5 kuruş için, ekmekleri için koşan şoförlere ve işçilere kesinlikle iyi davranmaları gerekiyor. 70 milyonluk bir komşu ülke, sanırım Iraklılar için çok önemlidir. Şu an Türk halkı burada infial halindedir. Şu son yaşanan olaylar bizi ciddi anlamda düşündürüyor. Iraklı direnişçilere sesleniyorum: Sizin işiniz, Amerikalılar, İngilizler ve onlarla işbirliği içinde olan üniformalı askerlerdir. Kesinlikle sivillere kötü muamelede bulunmayın. Haklı davanızda bir anda haksız düşüyorsunuz. Dünya kamuoyu bu yaptığınız vahşeti ciddi anlamda düşünüyor. Kaldı ki, bu tür katliamların dinde yeri yoktur. Bu sizin onurlu mücadelenize gölge düşürmektedir. Buradan Irak halkına da sesleniyorum. Iraklı direnişçilere mümkün mertebe yardımcı olacaklardır. Ancak bu tür katliamlara lütfen müdahale etsinler" dedi.

Donkişot'tan Beyoğlu'nda atlı eylem

Başbakanlık önünde yaptığı 'savaşa hayır' eylemiyle tanınan ve canlı kalkan olarak Bağdat'a giden Donkişot lakaplı Osman Akkuş dün de İstiklal Caddesi üzerindeki ağaçların kesilmemesi için at üzerinde mızrak ve kalkanıyla basın açıklaması yaptı. Akkuş, "Habitat 2 döneminde dikilen ve burayla özdeşleşen bu ağaçlara alıştık. İnsan selini adeta emen bu ağaçlar bu günlerde belediye tarafından kılıfına uydurulup ansızın kesilecekler" dedi. Belediyenin ağaçların yerine granit mermer döşemek istediğini iddia eden Akkuş, şöyle devam etti: Bir tek granitimiz noksandı. Bu savurganlıktan bir an önce dönülmeli. Buraya peşkeş çekilecek bu para ile yüzlerce fakir ailenin 1 yıllık temel gereksinimleri karşılanır. Bir iddiaya göre caddenin üstüne kara bulut gibi çöken reklam neonlarının görülmesine engel olduğu için kesilecekmiş bu ağaçlar. Ancak her esnafın kendi kapısının önündeki ağaca sahip çıkacağına inanıyorum."

'Don Kişot Osman' Gözaltına Alındı

'Don Kişot Osman' Gözaltına Alındı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler'in Kayseri'ye gelişinde eylem yapmayı düşünen, ancak bu düşüncesini emniyet güçleriyle paylaşan 'Don Kişot Osman' ismiyle tanınan Osman Akkuş gözaltına alındı. Ankara'da yaptığı renkli eylemlerle tanınan, kendisine 'Don Kişot' ismini veren Osman Akkuş isimli vatandaş, ormanlık alanlarda açılan taş ocaklarını protesto etmek için ilginç bir plan hazırladı. Ancak planını Kayseri Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube ekipleriyle paylaşınca gözaltına alınmaktan kurtulamadı. Don Kişot Çevre Akademisi Kurucusu olduğunu belirten Akkuş, sabahın erken saatlerinde Kayseri'ye geldiğini ve eylem için at ayarladığını söyledi. Atla birlikte bakanı karşılamak istediğini anlatan Akkuş, "Bir elimde fidan, bir elimde de taş olacaktı ve Bakan Bey'e ikisini de sunacaktım. Hangisini tercih edersiniz diye soracaktım. O da tabii ki fidanı tercih edecekti. Amacıma ulaşacaktım. Ancak işler istediğim gibi gitmedi" diye konuştu. Sabah emniyet müdürlüğüne giderek böyle bir eylem gerçekleştireceğini söylediğini aktaran Akkuş, "Eylem yapacağım öğrenildikten sonra emniyette misafir edildim. Ancak bu misafirliğim oldukça uzun sürdü ve bakanın programı bitti. Bu nedenle de amacıma ulaşamadım, bu nedenle üzgünüm" dedi. Bakan Güler, Kayseri ve Civarı Elektrik T.A.Ş'ye yaptığı ziyarette talimat vererek Osman Akkuş'un şirkete getirilmesini sağladı. Akkuş, Bakan Güler ile bir süre görüştükten sonra tekrar emniyete götürüldü.